8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun!

Seiba ailesi olarak, dünyanın her yerinde kendi yaşam mücadelesini veren; çalışan, üreten, hayal kuran, dönüşen ve dönüştüren kız kardeşlerimizin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Bugün sesimizin ulaştığı bütün kadınlara Jamaika kökenli İngiliz anlatıcı Jan Blake’in anlattığı Leopar Kadın hikâyesini hediye etmek istedik. Leopar Kadın’ın hepimize rehberlik etmesi dileğiyle…

 

                                                                                         Jan Blake Leopar Kadın’ı anlatırken

Leopar Kadın

Çok eski zamanlarda Afrika’nın ilkel bir kabilesinde yaşayan bir adam ve karısı varmış. Kadın çok kısa süre önce bir bebek doğurmuş.

Bir sabah adam karısına “Kadın, hadi hazırlan. Ava çıkıyoruz” demiş. Kadın bebeği sırtına bağlamış. Adam okunu, yayını sırtlamış. Adam önde, kadın arkada yürümeye başlamışlar. Yürümüşler, yürümüşler, yürümüşler…

Ormana vardıklarında yaşlı kayın ağacının gölgesine oturup dinlenmişler. Adam karısına dönmüş, “Kadın, benim karnım acıktı. Çocuğu sırtından indir, yere koy. Kendini leopara dönüştür, uzaktaki çöle git. Ağzıma layık bir geyik avla, buraya getir. Onu ateşte pişir, sevdiğim gibi dilim dilim doğra ve beni doyur’’ demiş.

Kadın kocasına dönmüş, “Adam, sen avcı değil misin? Av malzemelerin yanında, neden kendin avlanmıyorsun?” diye sormuş. “Ben senin kocanım, ben öyle diyorsam öyle olacak. Hadi, şimdi leopara dönüş ve avımı getir’’ demiş adam. “Gerçekten ne istediğinden emin misin?’’ diye sormuş kadın son kez ve o anda kadının gözleri yırtıcı bir leoparın gözlerine dönüşmüş. Dişleri leoparın dişlerine, ayakları leoparın pençelerine, derisi leoparın kürküne, kalbi leoparın kalbine… Leopar, adama dönmüş ve pençelerini gösterip “Vraaaaaaw” diye kükremiş. Adam korkusundan ağaca tırmanmış, dalların arasında tir tir titremeye başlamış.

Leopar adama sırtını dönmüş, çöle doğru zıplamış ve koşmaya başlamış. Hızla koşmuş. Vahşi hayvanların arasında ilerlerken yönünü koşarak uzaklaşan geyiğe çevirmiş. Leopar geyiğin etrafında bir kere dönmüş, iki kere dönmüş, üçüncü dönüşünde geyiği bir hamlede yakalamış. Dişlerini koynuna geçirip geyiği etkisiz hale getirmiş ve geyiği kaptığı gibi zıplayarak kocasının yanına götürmüş. Avını bebeğin yanına, yere bırakmış. Adam leoparı görünce yeniden titremeye başlamış.

Tam o anda leoparın gözleri kadının gözlerine dönüşmüş. Dişleri kadının dişlerine, kürkü kadının derisine, pençeleri kadının ellerine ve ayaklarına, kalbi kadının kalbine dönüşmüş. Kadın geyiğin derisini soymuş. Taşları birbirine sürterek ateş yakmış. Ağacın kalın bir dalını hayvanın içinden geçirerek hazırladığı ateşte çevirmeye başlamış. Et iyice piştikten sonra onu kocasının sevdiği gibi dilim dilim doğramış. Ağacın tepesine bakıp “Adam, yemeğin hazır. Artık in aşağı” demiş. Adam dalların arasından titreyerek bakmış. Ağaçtan inmeyi reddetmiş.  

O sırada çocuk ağlamaya başlamış. Kadın çocuğu kucağına almış, gömleğini indirip emzirmeye başlamış. İşte adam ancak o zaman aşağı inmeye cesaret etmiş. Etini alıp bir kenara çekilmiş, uzaktan karısı ve bebeği izlemiş. Kadın bebeğinin karnını doyurmuş ve onu uyutmuş. Adam karnını doyurmuş, kadının yanına gitmiş, ‘’Kadın, karnım doydu. Şimdi ateşi söndür, kalan etleri topla. Bebeği sırtına bağla, gidiyoruz” demiş.

Kadın kalan eti soyduğu derinin içine koymuş, ateşi söndürmüş. Bebeği sırtına bağlamış ve adama dönmüş. “Bak adam” demiş, “sana söylemem gereken bir şey var. Bundan sonra benden isteyeceğin şeylere çok dikkat et. Çünkü ben KADINIM ve benim elimden her şey gelir” demiş.                                                      

Çeviri: Tamara Pur

 

Jan Blake’in Leopar Kadın anlatısını izlemek isterseniz aşağıdaki linki ziyaret edebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=ZfOVnfGpjWM

Kapak fotoğrafı kaynak: http://www.staceybutcher.com/womens-healing-movement-ritual–nov-29.html

Post A Comment