Sağlıklı Yaşama Adım Adım Projesi

Bu hafta sizleri Adalet Bakanlığı İstanbul Çocuk Eğitimevi’nde bulunan çocuk hükümlülerin bireysel özellikleri doğrultusunda kendilerini tanımaları, kişiliklerini geliştirebilmeleri, sağlıklı ve mutlu yaşam konusunda farkındalık kazanmalarını desteklemek üzere hayata geçirilmiş Sağlıklı Yaşama Adım Adım Projesi’nden haberdar etmek istedik. Geçtiğimiz haftalarda Seiba’nın kurucularından A. Senem Donatan ve Anlatıcının Yolu Uluslararası Sertifika Programı’nın ilk mezunlarından Nuran Abdullah, Ümraniye Çocuk Eğitimevi’nde hüküm giymiş çocuklarla bir araya geldi ve onlar için bir anlatı gerçekleştirdi. Sizleri, Mutlu Fil Kitabevi’nin de yürütücülerinden biri olduğu proje hakkında Nihal Ünver’le yaptığımız görüşmeyi ve Senem ile Nuran’ın izlenimlerini içeren yazımızla baş başa bırakıyoruz. Dileriz Sağlıklı Yaşama Adım Adım Projesi gibi daha çok proje tasarlanır ve hayata geçirilir. Kim bilir, belki bu çocuklar için sizin de elinizden bir şey gelebilir…

Koordinatörlüğünü Deniz Özdikmenli’nin üstlendiği Sağlıklı Yaşama Adım Adım Projesi, İnsan Sağlığı ve Eğitimi Vakfı yürütücülüğünde İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı, Türkiye’nin Çocukları Sosyal Platformu ve Mutlu Fil Kitabevi’nin ortaklığı ile hayata geçirilmiş. Bir yıla yayılan proje kapsamında Ümraniye Çocuk Eğitimevi’nde bulunan çocuk hükümlülerin kişisel gelişimini ve topluma uyumunu arttırmak amacıyla sosyal ve kültürel faaliyetler yürütülüyor. Projeden beklenen nihai sonuç hükümlülük süresi dolan çocukların toplumsal yaşama daha doğru tercihlerle dönmelerine katkı sağlamak. Projede yer alan tüm katılımcılar katkılarını gönüllülük esası ile sunuyorlar.

Sağlık ve sanat başlıkları altında düzenlenen etkinliklerde, bir yandan çocukların temel öz bakım becerilerini geliştirmelerine katkı sağlarken bir yandan da Kısa Film, Edebiyat ve Yaratıcı Yazarlık atölyeleriyle çocukların okuma, yorumlama, analiz etme ve kendi hikayelerini yaratabilmeleri hedeflenmiş.

Projenin edebiyat ayağındaki etkinlikleri yürüten Mutlu Fil Kitabevi’nin sahibi Nihal Ünver, çocukların farklı alanlara temas ederek başka hayatlardan haberdar olmaları ve hayal güçlerini geliştirmelerine katkı sağlamak amacıyla yazarlar ve anlatıcılar ile buluşmalar düzenliyor. Nihal, gerekli koşullar ve ortam sağlandığında yaşama dezavantajlı olarak başlamak durumunda kalmış çocukların sınırsız hayal güçlerinin zengin ve hayranlık uyandırıcı meyveler verdiğini dile getiriyor.

Hem atölye yönlendiricilerinin hem de katılımcıların yer almaktan mutluluk duydukları projenin Hikâye Anlatıcılığına ayrılan günü ise çocukların Senem ve Nuran’ı pür dikkat dinledikleri ve çok keyif aldıkları bir gün olmuş.

İşte Senem ve Nuran’ın o gün hakkındaki hisleri…

 

Çocuk Eğitimevi’ndeki gençleri ziyarete gitmeden önce içimde bir korku vardı, çünkü kimlerle karşılaşacağımı bilmiyordum. Onlar küçük yaşta suç işlemiş insanlardı ve cinayet, tecavüz, hırsızlık, gasp ve benzeri her türlü suçu işlemiş olabilecekleri söylenmişti bana. Öte yandan çok saygılı, terbiyeli oldukları, kendilerini geliştirmeye, yeni şeyler öğrenmeye hevesli gençler oldukları da söylenmişti. Gitmeden önce uzun uzun suç, ceza ve mahkumiyet kavramları üzerine düşündüm. Mahkumiyet; mekanın içine hapsolmak demekti. Mahkum olmak; insanın mekandan dışarı çıkma özgürlüğünün olmaması demekti. Bu düşünceler çok ağır geldi bana. Ancak Çocuk Eğitimevi’ne gidip gençlerle tanışınca ve onlara hikaye anlatmaya başlayınca hafifledim. Çünkü ben hikayeyi anlatırken biz gençlerle birlikte mahkum oldukları o mekandan çıktık; okyanusun kenarına gittik, denizin serinliğini hissettik, birlikte kayalara çarpan dalgaların sesini dinledik. Kahramanın gemisine bindik, buzulları aştık, zor durumda olanları kurtardık. Sonra tekrar Çocuk Eğitimevi’ne geri döndük, gerçekten gittik biz o mekanlara, yolculuğun tadı gençlerin yüzündeki ışıltıdan hissediliyordu. Hayal gücünün nelere kadir olduğunu bildiğimi zannediyordum. Yanılmışım. Meğer hayal gücü insanı mahkumiyetten de kurtarabiliyormuş. Ben o gün orada hayal kurabilmenin ne kadar özgürleştirici bir eylem olduğuna tanık oldum ve bu hayal yolculuğuna vesile olabildiğim için şükranla doldum.

Senem

“Bu gençler henüz 18 yaşında değiller.” Bu cümle duyduğum anda çok etkiledi beni. Etkinliğimiz başlamadan önce onları bir arada gördüm. Hayatın, daha 18 yaşına bile gelmemiş bu gençleri nasıl yıpratmış olduğu dikkatimi çekti. Sonra Senem tüm gruba eğlenceli bir oyun oynattı ve ardından masalını anlattı. Ben, o yirmi altı güzel ve genç göze baktım ve masalımı anlattım. İçim sevgiyle doldu. Tam o anda çeşitli nedenlerle özgürlüğü kısıtlanmış bu çocuklara tekrar hikâye anlatmak istediğimi fark ettim. Bu olanağı sağladığı için Nihal Ünver’e teşekkür ediyorum.

Nuran

Post A Comment