Bu haftaki blog yazımızı

FEST, Avrupa Hikâye Anlatıcılığı Federasyonu’nun fonu ve İstanbul İl Milli Eğitim'in desteği ile gerçekleştirdiğimiz öğretmenler için 7 günlük “Hikâye Anlatıcılığı” projemize ayırmak istedik. Projenin koordinatörü, Seiba’nın kurucularından; hikâye anlatıcısı, eğitmen ve sınıf öğretmeni Şeyda Çevik ile röportaj yaptık. Şeyda, Anlatan Öğretmen Uluslararası Sertifika Programı’nın koordinatörü ve eğitmenlerinden biri. Seiba’nın on aylık Anlatan Öğretmen Programı, eğitim verdiği sınıflarda Hikâye Anlatıcılığı’nın gücünden yararlanmak isteyen her branştan öğretmene açık bir program. Fakat biz bugün Şeyda ile daha fazla masal anlatan öğretmen olsun diye gerçekleştirdiğimiz proje hakkında yaptığımız sohbeti paylaşmak istiyoruz. Masalların daha fazla öğretmene, okula, öğrenciye nasıl ulaşacağını siz Sevgili Seiba takipçileri de merak ediyorsanız, bu yazıyı mutlaka okumanızı öneriyoruz. İyi okumalar!

This project was made possible with the support of the Federation for European Storytelling and the Creative Europe Programme of the European Union.

Öncelikle sizlere Şeyda Çevik’i tanıtalım…

Seiba kurucularından Şeyda Çevik; hikâye anlatıcısı, eğitmen ve sınıf öğretmenidir. Sınıf öğretmenliği eğitimini Türkiye ve Avusturya’da (Marmara Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü & Paedagogische Hochschule Linz – 2009) tamamlayan Şeyda, uzmanlığını “Hikâye Anlatıcılığının Eğitim Süreçlerinde Kullanımı” üzerine yapıyor.

Özellikle masalların ve masal anlatıcılığının sınıf içi süreçlerde kullanımına örnek oluşturabilecek çalışmalar tasarlayan Şeyda, masallar için görsel materyal üretimi ve tasarımı üzerine çalışmalar yürütüyor. Ayrıca uzun dönem eğitimlerimizden Anlatan Öğretmen’in program koordinatörlüğünü yürütüyor ve aynı zamanda bu programda eğitmen olarak görev yapıyor.

“Anlatan Öğretmen” programından ve Eylül ayında gerçekleştirdiğimiz, senin de koordinatörlüğünü yaptığın, Türkiye’nin her yerinden öğretmene, okula ve öğrenciye ulaşmak için gerçekleştirdiğimiz bu projeden biraz bahsedebilir misin?

FEST, yani bizim de üyesi olduğumuz federasyonumuzdan gelen duyuru ile öğrendik ki bu sene hikâye anlatıcılığı alanında bazı kategorilerde fon sağlanacakmış. Bu kategorilerden biri de “hikâye anlatıcılığı ve eğitimdi”. Bizim de aklımıza hemen öğretmenlerle çalışmak geldi. Hayallerimizden biri de buydu uzun zamandır. Kurslarımıza, eğitimlerimize maddi yetersizliklerden dolayı katılamayan öğretmenler için bir kaynak yaratmak ve onlarla çalışabilmeyi çok istiyorduk.

Son üç yıldır Anlatan Öğretmen programıyla her sene yaklaşık 20 öğretmen arkadaşımızı bir eğitim öğretim yılı boyunca (10 ay) eğitiyoruz. Bu alanda yıllar içerisinde oldukça önemli bir bilgi birikimimiz ve deneyimimiz oluştu. Öyle ki Anlatan Öğretmen programı FEST tarafından yapılan bir araştırma sonucu Avrupa’daki uzun süreli eğitim programları arasından en iyi örnekler arasına seçildi. Bildiğimiz kadarıyla sadece öğretmenlerle çalışan bu kadar uzun süreli ve ayrıntılı bir program henüz üye ülkelerde yok.

Bu deneyimlerimiz ile kısa süreli de olsa daha fazla öğretmeni desteklemek istedik. Kısa süreli (7günlük) bir eğitim olsa da öğretmen arkadaşları baya yoğun bir şekilde çalıştırdık diyebilirim.

Projenin gerçekleşebilmesi için öğretmenler bulmamız gerekiyordu. İstanbul Masal Okulu’nun hayalperesti ve sevgili arkadaşımız Özgür Aras Tüfekçi ile bu konuyu konuştuk. İstedik ki bu İstanbul’daki devlet okullarında çalışan arkadaşlara ulaşabilelim. Özgür sayesinde İstanbul İl Milli Eğitim ile iletişime geçtik. Projenin katılımcılarını bulma, çalışma mekânı, izinler vs. gibi işlemleri kolaylaştıran destekleri oldu. Kısacası içimizde filizlenen bu hayal FEST, Creative Europe Programı ve İstanbul İl Milli Eğitim’in destekleriyle gerçekleşmiş oldu.  İstanbul Masal Okulu’nun Validebağ Korusu içindeki binasında çalışmak da ayrı bir keyifdi.

Bu proje kapsamında öğretmenler neler öğrendi?                

Eğitim 2-8 Eylül tarihleri arasında gerçekleşti. Katılımcılar yedi gün boyunca her gün 10:00 – 17:00 saatleri arasında eğitimler aldılar.  Eğitimin amacı öğretmenlerin süreç sonunda okullarında, sınıflarında, kütüphanelerinde masal anlatabilecek hale gelmeleriydi. Dolayısıyla ilk iki günün eğitmeni olarak anlatıcılığın temellerine üzerine bir ders yaptım arkadaşlarla.  Anlatmak istediğiniz masal nasıl seçilir, iskeleti nasıl çıkarılır, ezberlemeden nasıl akılda tutulur ve sonrasında nasıl kişiselleştirilir gibi başlıklarımız vardı.

İlk iki günün sonunda hocamız Nazlı Çevik Azazi ile biraz daha ileri seviye konularına geçebildik. Masaldaki zıtlıklar ve eşikler dediğimiz anlatıcının önünde bambaşka pencereler açan iki konuyu işledik.

Beşinci günde çocukların gelişim aşamaları ve bunlara uygun masal seçimini işledik. Gelişimi doğum öncesinden alan hocamız Beyhan Özpar’la dolu dolu bir gün geçirdik. Her bir aşamada çocukların gündemindeki semboller ve bunların masallardaki karşılıkları üzerine inanılmaz keyifli teorik bir eğitim günüydü bizim için.

Eğitimin son günlerinde, katılımcılarımızın hayal alemlerinde bol bol provasını yaptıkları masalları vardı artık. Ayrıca ellerinde bolca teorik bilgi ve tekrar edilen masal bölümleri vardı. Bunların bir kez de seyirci karşısında çıkması gerekiyordu. Son iki gün boyunca ben de katılımcıların anlattıkları masallara koçluk yaptım. Bu aşamanın eğitim boyunca oluşan birçok soruya yanıt olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte de eğitimi sonlandırdık.

 Proje sırasında öğretmenlerle paylaştığın seni etkileyen bir an oldu mu? Eğitim sonunda geri bildirimleri nasıl oluyor?

Bir andan ziyade, benim için genel olarak çok etkileyiciydi. Genel olarak bir tek grupla uzun süreli çalışmalar yapmaya bayılıyorum. İlk gün açılış çemberiyle son gün kapanış çemberi arasındaki farklar beni her zaman çok heyecanlandırıyor. İlk anların “acaba neler olacak” sorusu yerini son anlarda dolu dolu bakışlara bırakıyor. Birbirinden farklı 20 yetişkinin sabahları bir araya gelip, daha öğlen olmadan kahkahalarla birlikte gülebilmeleri, belki de daha ilk anlarda gözyaşlarını dökebilecekleri kadar güvende hissetmeleri… Bunlar benim için paha biçilmez anlar. Bu eğitim sürecinde de bunların hepsini yaşadık. Bazen durup durup bu kadar kısa sürede nasıl böyle bir grubu bir araya getirdiğimize şaşırdım mesela J

Arkadaşların geri bildirimlerini şöyle paylaşayım:

“Öncelikle böyle kapsamlı ve kısa zamanda çok şey öğrenebildiğimiz bir projeye dahil olmak beni çok mutlu etti. Aynı zamanda öğretmenlik hayatıma da farklı bir renk kattı. Masal anlatmaya başladığım andan itibaren çocuklar gözlerini ayırmadan bana bakmaya başlıyorlar ve gerçekten dinliyorlar. Meğer gerçekten dinleme içsel motivasyonla oluyormuş. Masal benim öğrencilerime de hayata da bakış açımı değiştirdi. Masallardan sonra çocukları daha çok çocuk gibi görmeye başladım. Onların masumiyetini daha çok farkettim. Dersler esnasında öğrendiğiniz oyunları da çok sık kullanıyorum. Baktım ki sınıfta bir sessizlik bir bezginlik var hemen bir oyun oynuyorum. Bu iş belki 5 dakikamı alıyor ama oyundan sonra dersim çok daha verimli geçiyor. Hepsinden önemlisi çocuklarımın yüzü daha çok gülüyor 😉 Beni böyle bir projeye dahil ettiğiniz ve her sıkıştığımda açıp bakabileceğim hem yepyeni hem çoook eski bir masal penceresi açtığınız için çok teşekkür ederim . Sevgiyle…”
(Nurcan Korkmaz Karataş)

 

“On yıllık Türkçe öğretmeniyim. Sözcükleri hep çok sevdim. C.P.Estes in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabıyla sözlü kültür ürünlerine dikkat kesildim. Çalıştığım kuruma ülkemizde anlatı geleneğini canlandıran Nazlı Çevik Azazi’yi davet ettim. ”Bir söz insanın neresinden doğar/Dilinden mi düşlerinden mi, gerçeğinden mi” dizeleri Nazlı’ nın sahnedeki gücünü yansıttı bana. Salonda bulunan 250 öğrenci sözlerle büyülendi. Ben de hayallerime yenisini ekledim böylece. Seiba ailesi ve Şeyda hoca biz yirmi meraklı öğretmene anlatı geleneği ve inceliklerini, çocuklar için masal seçimlerini, masalların sembol dünyasını bir haftada yoğun bir şekilde aktarmaya çalıştı. İlk gün birbirini tanımayan insanları yarım saatte kaynaştıran bir iklim yaratan Şeyda hocaya  ;unutulan bir geleneği müthiş  literatür hakimiyeti ve sanat inceliğiyle yaşatıp yayan Seiba ailesine ne kadar teşekkür etsem azdır.

  Diyorum ki: Sözler va : doğan ve doğurtan!

Öğrencilerim de soruyor o zaman: “Bugün nereye gidiyoruz?” 

(Cevizli Ortaokulu Türkçe Öğrt. Emine Dikici)

 “İl Milli Eğitim Müdürlüğü, FEST ve Seiba işbirliği ile gerçekleşen yedi günlük eğitimde yer aldığım için çok şanslı hissediyorum. Eğitimde teorik, teknik ve pratik olarak birçok şey öğrendim. Tabiri caiz ise sadece yedi gün için değil sonrası için de ışıklar verdiler elimize, gelişmek istedikçe gelişelim diye. İçimizdeki hikaye anlatıcılarına güvenerek bizi destekleyen, yol gösteren hocalarımıza ve katkısı olan herkese teşekkür ediyorum her hatırlayışımda. “

İyi ki yolumuz kesişti.” diyorum. 🙂 (Özge Özel)

 Zihnim ve bedenim 21. yüzyılın artan taleplerine yetişemediği için bir süredir yoga ve meditasyon yapıyorum. Şu an rahatlıkla söyleyebilirim ki masal anlatırken de en az meditasyon yaptığım kadar “an” da olabiliyorum. Eğitime merak ve istek duyduğum için katıldım. İlk birkaç gün herhangi bir eğitime katılmış olmak kadar keyifliydi. Fakat  Şeyda, Nazlı ve Beyhan ile geçirdiğimiz her saatin ardından, önce sabah koşarak gittiğimi farkettim. Ardından hep masal dinlemek, okumak, anlatmak istediğimi.  Öyle etkilendim öyle etkilendim ki   kendime “Acaba neden bu kadar sevdim masal anlatmayı” diye sordum. Bir gün sevdiğim bir masalı anlattıktan sonra anladım neden masalların dünyasını bu kadar çok sevdiğimi. Masal hep vardı ve hep var olacak, masal biziz, masal içimizde…”(Pınar Doğan)

 “Sanırım eğitimin tek kötü yanı çok yoğun ve yorucu geçmesiydi. Ortaokulda fen bilimleri öğretmeni olduğum için projenin daha küçük yaş gruplarına yönelik planlanmış olmasından endişeliydim. Fakat eğitimin sonunda lise öğrencileri için bile faydalı olacak bilgiler edindik. Bu noktada eğitmenimizin, öğretmenlik tecrübesine sahip olmasının etkili olduğunu düşünüyorum. Bu kadar nitelikli bir eğitimin ücretsiz olarak ve devlet okulunda çalışan öğretmenlere yönelik yapılması çok ender rastlanan bir fırsattı. “Eğitimde fırsat eşitliği” ilkesinin hala ütopik geldiği bir dünyada böyle anlamlı bir projeyi bizlerle buluşturduğunuz için SEİBA’ya, federasyona ve bakanlığa teşekkürler.” (Elif Demirci)

“En başta projenizle birlikte masalın insan hayatındaki yerini ve anlamını kavradım. Projede masal anlatıcılığının tüm inceliklerini hocalarımızın etkili ve uygulamalı anlatımı ile öğrenme fırsatını elde ettim. Projede yapılan eğitimlerin etkileşimli ve uygulamalı olması keyifli bir proje dönemi geçirmemizi sağladı. Projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Saygılarımla.” (Yakup Ayaydın)

  MASAL GİBİ

Evet tam da öyle masal gibi bir yerde, masal gibi eğitim. Onları görmeden, onlardan masal dinlemeden önce, masal anlattığımı sanıyormuşum ama yanılmışım. Daha yolun en başındayım, gidecek çok yolum, açacak çok kapım var. Az gideceğim, uz gideceğim dere tepe düz gideceğim. Şeyda ve Nazlı Çevik kardeşler sizlerden eğitim almak gerçekten müthişti. Bir çok teknik bilginin yanında, oynattığınız oyunlar gerçekten harikaydı. Masalı daha çok sevdirdiniz bize. Şimdi ben de sizin yolunuzdan, gidebileceğim kadar gidip çocuklarıma sevdireceğim masalı. Anlatmaya başladım bile, köklendim Şeyda Hocam, artık daha sağlam basıyor ayaklarım, biliyorum daha yolun başındayım, olsun yılmadan, severek, öğrenerek ve daha bir merakla devam edeceğim. Bize bu imkanı sunan İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğüne, Seiba ailesine ve Fest’e özellikle biricik hocalarımız Şeyda ve Nazlı Çevik’e çook teşekkür ederim. Umarım yolumuz bir daha kesişir. Belki birlikte anlatırız masallarımızı.. Siz mi? Evet gelirse böyle bir proje önünüze hemen başlayın. Masalların büyülü dünyası sizleri bekliyor…. (Mustafa Deveci)

 “Hem hayal hem gerçek bir masal okulunda 7 gün boyunca dinledik, anlattık, çalıştık, eğlendik, sohbet ettik… Yolun sonunda heybeme baktığımda hem öğrencilerim hem de kendim için birbirinden kıymetli hazinelerle dönmüş olduğumu görüyorum. Bu yolculuktaki maceracı kaptanımız Şeyda Çevik’e teşekkür ediyorum. Gemilerimize öyle bir kuvvetli üfledi ki biz yeni maceralara açıldık bile! Ve tabii ki, bizi kucaklayan Seiba ailesine ve FEST’e de şükranlarımı sunuyorum.” (Elifnur Eren)


Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak diyarların birinde Mercimek adlı bir kız yaşarmış. Mercimek’in dedesi çok güzel masal anlatırmış, dedesinin masallarıyla büyüyen mercimek masalları çok seven genç bir kadın olmuş, dedesi gibi güzel masallar anlatmak istemiş, nasıl yapsam nasıl yapsam diye düşünürken hayat karşısına Seiba’yı ve Şeyda’yı çıkarmış. Seiba’dan öğrendiği birbirinden güzel metodlarla iyi bir anlatıcı olma yolunda ilk adımlarını atmış. Seibaya ve Şeyda’ ya nasıl teşekkür edeceğini bilememiş.  (Serap Yıldız Güzel)

Masalların daha fazla öğrenciye ulaşmasını neden önemli buluyorsun?

Sanırım en önemli nokta bu! Hem bu eğitimin hem de aslında yıllardır yaptığımız çalışmaların en temel amacı; masallar daha fazla çocuğa ulaşsın.

Benim -aynı zamanda bir sınıf öğretmeni olarak- kişisel görüşüm öncelikle masallar sayesinde çocukların ve öğretmenlerin mutlu, keyifli zamanlar geçirmesi ve en önemlisi aralarında uzun zaman kopmayacak bağlar oluşturmaları. Masal anlatmaya başladıktan sonra sınıflarımdaki enerjinin nasıl değiştiğini, çocukların gözünde nasıl da bambaşka biri haline geldiğimi biliyorum. Çocuklar, kendileriyle halden hale girebilen, dış dünya onları sınıfta “ders yapıyor” sanırken aslında “bambaşka alemlere” beraber gittikleri bir öğretmeni nasıl unutabilirler ki?  Öğrencilerinizle böyle bir ilişki kurduğunuzda inanın sınıf yönetimi gibi uzun uzun konuştuğumuz, stratejiler geliştirdiğimiz bir konu ortadan kalkıyor J Biraz fazla iddialı konuşmuş olabilirim ama benim için masalların en önemli özelliği bu olmuştu: Yıllar sonrasında bile hatırlayabileceğim, öğrencilerimle kurduğum sıcacık bağlar…

Genel olarak özetlemek gerekirse de Anlatan Öğretmen programının tanıtımında da bahsettiğimiz gibi; masallar hayal gücünü geliştirir. Kahraman arketipi aracılığı ile öğrencilerin zorluklarla mücadele etme ve problem çözme becerileri gelişir. Çocukların yaratıcılığını geliştirir aynı zamanda anlatma, dinleme ve yazma becerilerini geliştirir. Kelime dağarcığına katkı sağlayarak dili daha etkin kullanmalarını sağlar. Kültürel değerlerin devamlılığını sağlarken, çocuklara farklı kültürleri tanıtır. Öğretmen ve öğrenci arasında, anlatılan masal aracılığı ile pozitif bağlar kurulmasını sağlar. Bu da pozitif öğrenme ortamlarının oluşturulması için önemli bir değerdir çünkü keyifli ve kalıcı öğrenme süreçlerine katkı sunar. Bu yüzden masalların çocuklar üzerindeki etkisini önemli buluyor, tüm çocukların farklı dünyaları araladıklarını görmek istiyoruz.